data-nosnippet

Kahramanların Nasıl Yaşadığı Önemlidir

Kahramanlık hikâyeleri savaşlarda sergilenen cesaret, kararlılık, ısrar temelinde tarihin sayfalarına nakşedilir. Bin yıllardır anlatıya konu olan daha çok kahramanların savaşçılıkları olmuştur. Bir anlamda kahramanlık ve savaş birbirini doğuran, birbirinin varlığını mümkün kılan olgular olarak toplumsal hafızada yer edinmiştir. Bu yüzden kahramanları anlatan her çaba mutlaka bir savaşa vardırılır. Oysa savaştan çok daha önemli olan kahramanların nasıl yaşadığıdır. Ve kahramanların nasıl yaşadığını anlatan veriler neredeyse yok gibidir.

Kürt halkı, yarım yüz yıldır en değerli varlıklarını adadığı özgürlük mücadelesinin yarattığı değerler etrafında, varlığını kanıtladığı gibi kendi sesini de oluşturarak tüm dünyaya duyurdu. Bunu, dağların yüceliklerinde seyreden çocuklarının büyük mücadelesiyle başarabildi. Yani Kürt halkı son yarım asırda her gün çocuklarının kahramanlıklarına tanıklık ederek yaşadı. Küresel emperyalizmin dört ulus devlet arasında pay ettiği Kürdistan topraklarının her karış toprağına, Kürt kızları ve oğullarının kanı aktı. Dağlar şahitlik etti destansı direnişlere. Irmaklar bir parçadan başka bir parçaya kahramanlık ezgilerini taşıdı. Yıldızlar yoldaşları oldu zamanı gemleyenlerin. Dağların yüceliklerinde seyreden gerilla yaşamı, yeni yaşamların umudu oldu. Ağıtların ritmi değişti Kürdistan’da. Ölüm aşıldı, giden her can yeni doğuşlara ışık oldu. Kendinden utanır hale sokulan Kürt halkı, 50 yılın sonunda kızları ve oğullarının mağrur bakışları altında gururlandı. Her şeyin üstünde tuttukları çocuklarını büyük bir metanet ve inançla ebediyete uğurladı. Taziye çadırlarında ağıt ve gözyaşlarının yerini zılgıtlar ve şehide verilen mücadeleyi sürdürme sözleri aldı. Direnişleri anlatıldı diller dönünceye dek. Yarına dair yapılacaklar sıralanınca, bu sefer nasıl yaşadıklarına odaklandı bir bütün halk olarak. Sahi nasıl yaşadı ve nasıl savaştı, o çoğu ömürlerinin baharında olan kadın ve erkekli özgür yaşam alayları? Önder Apo “Şehit yaşamın sözüdür” diyor. Şehidin işaret ettiği yaşam nasıl olmalıydı?

Yeniden Başlayan Kahramanlık Çağı

Önder Apo’nun 27 Şubat 2025’te yaptığı “Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı” ile başlayan süreç Kürdistan özgürlük mücadelesinde yeni bir dönemi başlattı. Yarım asrı aşan mücadele sürecinin 42 yılı gerilla mücadelesi temelinde geçti. Kürt halkı en seçkin evlatlarını bu uğurda sonsuzluğa uğurladı. Her birinin büyük yaşam idealleri vardı. Onlar canları pahasına özgürlük mücadelesine atılmaktan çekinmediler. Kürt varlığının inkâr edildiği, yok sayıldığı vahşet ortamlarında direnmekte bir an bile tereddüt etmediler. Sadece Kürt kızları ve oğulları direnmedi; dünyanın dört bir yanından kadın ve erkekler Kürdistan özgürlük mücadelesinin saflarında buluştular. Komünalist, sosyalist bir toplum ülküsü etrafında buluşarak halkların birlikte yaşam umuduna yepyeni bir çehre kazandırdılar. En başından itibaren toplum merkezli enternasyonalist bir mücadeleyi benimsediler. Yaşam ve mücadeleleriyle kahramanlık çağını yeniden başlattılar. Ve 50 yılı aşan görkemli mücadele günümüzde Kürdistan sınırlarını aşarak cihanileşmiş, kapitalist modernite sömürgeciliğine karşı insanlığa umut olan bir düzeye ulaşmıştır. Hiç kuşku yok ki bu, on binlerce kadın ve erkek devrimcinin, Kürdistan özgürlük gerillasının kahramanca yürüttüğü mücadele sayesinde mümkün oldu.

İnsanlığın Ortak Vicdanı Olmak

Gerilla mücadelesi öncesi Kürdistan bir mezar sessizliğindeydi. Bu gerçeği ancak haramzadeler inkâr edebilir. Gerilla mücadelesi öncesi Kürdün sesi yasak, Kürde dair sesler ise faşizmin borazanları altında duyulmamaktaydı. Kürt halkı kendi ölüsünün matemini bile tutamaz olmuştu. Onca mücadele yılının ardından Kürt halkına dayatılan inkâr aşıldı. Kürt halkı özgür yaşamı inşa etme olanaklarına kavuştu. Gerilla mücadelesi öncesi iki Kürt bir araya gelemiyordu, bugün ise milyonlar tek yürek olarak buluşmakta. Gerilla mücadelesi öncesi “Kürt’ten bir şey çıkmaz” düşüncesi kanıksatılmıştı, şimdi ise Kürtler demokratik, ekolojik, kadın özgürlükçü komünalist toplum paradigmasıyla insanlığın kurtuluş mücadelesine öncülük yapmaktadır. Bu tarihi gelişmeler sadece çocuklarının cesaret ve adanmışlıklarıyla kahramanlık çizgisinde verdiği mücadeleyle gelişmedi. Bundan çok daha belirleyici olan, kahramanların dağların doruklarında büyük bir emek ve derin bir sevgiyle kurduğu yoldaşlık ilişkileri ve komünal yaşamdır. Kürt kızları ve oğullarının, dünyanın dört bir yanından onlarla yoldaşlık etmek için Kürdistan’a akan kadın ve erkeklerin, yaşam ve mücadelesi iyi, doğru ve güzele dair her şeyi barındırmaktadır. Birçoğunun bir mezarı bile olmayacak, ama onlar insanlığın hafızasında ebediyen yer edinmeyi çoktan başardılar. Onlar insanlığın ortak vicdanı olarak tarih sayfasındaki yerlerini aldılar. Kürdistan’daki tüm gelişmeler onların sayesinde mümkün oldu.

Şimdi 50 yıllık mücadele yeni bir evreye kavuşuyor ve Kürt halkı evlatlarını gururla sonsuzluğa uğurluyor. Bunu bir yas, matem havasında değil, görkemli bir karşılama temelinde yapıyor. Ağustos ayı itibariyle Kürdistan’ın dört bir yanında Şehit Anmaları gerçekleştirildi. Milyonlar çocuklarının anmasına aktı. Çocuklarının bu şekilde direnmelerini zorunlu kılan inkâr ve soykırım sistemine lanetler yağdırıldı. Çocuklarının uğrunda canlarını vermekten çekinmedikleri özgürlük mücadelesini sürdürme temelinde sözler verildi. Çocuklarının başlattıkları ve uğrunda kendi canlarından geçtikleri özgürlük mücadelesi muhakkak başarıya ulaştırılacak, denildi.

Onlar ki özgür, demokratik bir yaşamı her şeyin üstünde tuttular. Onlar ki, bütün maddi şeyleri geride bırakıp tamamıyla özgürlük mücadelesine adadılar kendilerini. Onlar ki, bir kayayı yastık, gökyüzünü yorgan yapıp yattılar. Ahlaki, politik birey olmayı kurtuluşun yegâne ilkesi olarak belirlediler. Dilleri, doğrulardan başka bir şeyi söylemedi. Gözleri güzele odaklandı, çirkini kabul etmedi. Gönülleri iyiyi taşıdı gittikleri her yere. Berrak bir bilinç eşlik etti oluşlarına. Sevgiyi en duru haliyle yaşadılar. Doğayla bütünleştiler, kendilerini de kattılar doğaya ve böylece yepyeni bir kültür yarattılar. Apocu yoldaşlık kültürü, komünalist yoldaşlık hareketi. Böyle yaşadılar kadınlı, erkekli özgür yaşam alayları. Kahramanlıkları bu yaşam çizgisinde şekillendi. Ve sonsuzluğa yol alırken doğru anlaşılmayı, doğru tanınmayı istiyorlar. Geride kalanlara, yoldaşlarına, arkadaşlarına, kardeşlerine, anne ve babalarına, çocuklarına, dostlarına çağrıda bulunuyorlar. Onlar söz vermişlerdi kendilerinden öncekilere ve sözlerinin gereklerini büyük yaşamlarıyla yerine getirdiler. Yine de sözlerini tam tuttuklarını düşünmediler. Çünkü Onlar, Mehmet Hayri Durmuş’un takipçileriydi ve “Mezar taşıma, halkına borçludur yazın” diyecek kadar mütevazıydılar. Şimdi de Onları takip edenler sözler veriyorlar.

Şehit Yaşamın Sözüdür

Sözün gereği ne olmalı? Kürt halkı evlatlarını görkemli bir şekilde sahiplendi. Ancak “Şehit yaşamın sözüdür” ve bu yaşam inşa edilmeyi bekleyen özgür bir yaşamdır. Dolayısıyla görkemli anmalarla sözün gereği yerine getirilmiş olmuyor. Mücadeleyi, onların bıraktığı yerden yüksek bir kararlılık temelinde başarıya ulaştırmakla ancak sözün gereği yerine getirilmiş olur. Bu yüzden de Şehidin çağrısına kulak verilmeli ve ona göre yaşamak başarılmalıdır. Şehidi gerçek anlamda sahiplenmek Onların uğruna canlarını verdikleri değerleri koruyup büyütmekle mümkündür. Gerçek sahiplenme, Önder Apo’nun geliştirdiği demokratik komünalist toplumu inşa sürecine aktif şekilde katılmakla mümkündür. Şehidi gerçek anlamda sahiplenme Önder Apo şahsında anlam kazanan “Kurumsal Önderliğe” doğru katılmakla mümkündür. Şehidin çağrısı bu temelde bir oluş ve katılımı zorunlu kılıyor. Ancak demokratik toplumun inşası başarıldığında Şehidin çağrısına cevap verilmiş olur:

Sözümüzü tuttuk demiyoruz
Yine karabasan çökebilir ülkemizin gecelerine
Adresi belli bombalar gökyüzünü doldurabilir
Sonra bir kızılca kıyamet gülümsemelerinde çocukların
Belki bir daha doğmayacak yüzlerimize güneş
Nasıl savaştığımızı hiç bilmezler çok olacak
Bir Ağustos sıcağında toprağın bağrına düşerken
Ülkeyi kuşatan yangına su olduğumuzu
Biz düşlerimizi
Biz izlerimizi size bırakıyoruz
Ateşin ilk haline sorun çarpışan yüreklerimizi
Hakikatten öte ne olabilir ki ateş
Ateş doğrudan gayrı bir şey demez
Nasıl savaştığımız önemli
Nasıl yaşadığımız olsun bilinçlere kazınan
Uykusuzluk geceleri esir aldığında
Sesimize kulak kabartsınlar
Hatırlamayı bir namus ölçüsüne dönüştürsün
Soğumayan yürekler
Her yıldızda bir silüeti görmek yaşamın şifresi olsun
Ağlamasın hiç kimse
Gözyaşı bedenimizde yükselen ateşin harlanması
Eylem olsun bizi hatırlamanın adı
Sonra tüm unutulmuşluğa karşı
Hatırlamanın büyük savaşı olsun şahitliğiniz
Biz sözümüzü tuttuk demiyoruz
Ülke ve halka borcumuzdur sonsuzca çoğalmak
Canımızdan daha fazlasına ulaşamadık belki
Ancak bizi gözetenler çok
Her gün yeni isimlerimiz oluyor
Kızgınlaşan savaşa inat
Yalın ayak çocukların oyun heyecanı
Sonsuzluk yolumuza ışık oluyor
Çok şey almadık yanımıza giderken
Bir inancımız
Bir de bizi yaşatacakların güveni
Biz düşlerimizi
Biz izlerimizi
Biz aşklarımızı
Kavga ve savaşlarımızı size bırakıyoruz
Artık özgürlüğe çıkan yollar daha aydınlık…