Kavramsız yaşam düşünülemez. Toplumsal tarih bir yönüyle olumlu-olumsuz kavramların tarihidir. Bu bağlamda tarihsel sosyoloji kavramlar olarak da okunabilir, anlamlandırılabilir. İnsanlığın soyut düşünmeye başlaması ve yaşamı niteliksel kılması kavramlarla mümkün olmuştur. Kavramların yaşamdaki yeri bu temelde olmakla birlikte, kavramlar birebir yaşamı ifade etmezler. Yaşam hakikati kavramları aşıyor. Yaşam kavramsız olamayacağı gibi, kavramlardan ibaret de değildir. Bu açıdan, kavramlara gereken değeri vermek kadar, kavram fetişizmine kapılmamak ve kavramları tapınç haline getirmemek de önemlidir.
Rêber Apo’nun temel özelliklerinden biri her dönem kavram setini geliştirmesi ve kavram fetişizmine düşmemesidir. Hem kapitalist modernitenin hem de sosyalist dünyanın kavramlarına hâkimdir. Bu temelde kavramsal sentezini oluşturmuştur. Başka paradigmaların, ideolojilerin etkisine girmemesi kavramsal sentez gücünden ileri geliyor. Zira kavramlarını geliştirmeyenler başkalarının kavramlarının etkisinde kalır.
“Pozitif devrim” kavramı da bu kavramsal sentezciliğin bir sonucu olarak geliştirilmiştir. Rêber Apo, pozitif devrim kavramını inşa dönemi ile geliştirdi. Kavramsal olarak yeni olsa da aslında içeriğini daha önce Savunmalar serisinde ortaya koymuştu. Örneğin Özgürlük Sosyolojisi’nde, devrimlerin “yeni uluslar, toplumlar ve devletler yaratmak için değil; ancak ahlaki ve politik toplumu (demokratik komünal toplum) özgür işlevine kavuşturmak için” gerçekleştirilmesi gerektiğini belirtir. Pozitif devrim tam bu anlama gelmektedir; ne sıfırdan bir toplum yaratmayı ne de devlet yıkıp kurmayı ifade eder.
Kürtlerin 21. yüzyılda nasıl bir konumda yaşayacağını belirleyecek olan şey pozitif devrimi gerçekleştirip gerçekleştirmemelerine bağlıdır. Burada önemli olan, Kürtlerin pozitif devrimde ifade bulan teorik, kavramsal, kuramsal ve politik hakikati anlamlandırıp uygulamasıdır.
Rêber Apo rastgele kavram kullanmaz
Rêber Apo, kavram setini günün koşullarının ortaya çıkarttığı toplumsal gereksinimlerin karşılanması ve sorunların çözümü için geliştirir. Pozitif devrim de bu temelde şekillendiği gibi, geçmiş devrimlerin eleştirisi ve çıkartılan dersler sonucu geliştirilmiştir. Kürt devriminin Kürt toplumsal gerçekliğinde yaşanan sorunları çözebilmesi, gereksinimleri karşılayabilmesi ve geçmiş devrimlerin akıbetini yaşamaması için pozitif devrim kavramına ulaşılmıştır.
“Devrim” kavramı zamanla şiddet, devlet yıkma ve devlet kurma ile özdeşleştirildi. Aslında devrim kavramı ilk olarak (revolution) yıldızların başlangıç noktasına doğru yaptığı dönemsel hareketler (yörünge dönüşleri) için kullanılmıştır. Dolayısıyla içerdiği öz anlam, başlangıç noktasına doğru olan harekettir. Kavramın devlet yıkma ve şiddetle özdeşleştirilmesi ise 14 Temmuz 1789’da Bastille’in düşmesinden sonra gerçekleşmiştir. Tarihsel anlatıya göre, Bastille’in düştüğü gece Dük La Rochefoucauld-Liancourt, XVI. Louis’ye gelişmeleri aktarır. Fransa Kralı bağırarak, “Bu bir isyandır!” der. Liancourt ise, “Hayır efendim, bu bir devrimdir.” diye cevap verir. Böylece Dük; şiddeti, devletin yıkılışını ve kraliyet askeri gücünün etkisizleşmesini “devrim” olarak tanımlar.
Marx ve Engels’te mutlak şiddet ve yıkıcılık yoktur
Bu tarihten sonra Batı merkezli siyaset felsefesi, devrim kavramını toplumsal alana şiddet ve yıkıcılık olarak indirgemiştir. Marksizm adına hareket edenler ve kimi anarşist akımlar devrimi bu temelde ele alınca devrim, şiddet, yıkıcılık özdeşleşmesi bir gelenek haline geldi. Özünde Marx ve Engels’in devrim anlayışlarında mutlak şiddet ve yıkıcılık yoktur. Devrim anlayışları değişkenlik göstermiştir; dönüşümün, koşulları uygunsa barış ve hukuki yollarla da olabileceğini savundukları gibi, şiddet yoluyla gerçekleşebileceğini de ifade etmişlerdir. Belirtmek gerekir ki Marx ve Engels, daha sonra Marksizm adına hareket edeceklerden daha gerçekçi ve koşulları gözeten eleştirel yaklaşıma sahiptiler.
Marx ve Engels’in devrim anlayışları “sürekli devrim” kavramıyla somutlaşmıştır. Sürekli devrimde “siyasal” ve “sosyal” devrim birbirinden ayrılmıştır. Siyasal devrime öncelik verilir. Siyasal devrim denilen olgu, var olan devletin yıkılışını öncelemektedir: İşçi sınıfı burjuvazinin devlet makinesini kullanmamalı; onu yıkıp kendi devletini kurmalıdır. Bu anlamıyla her koşulda siyasal devrim, devleti yıkıp yenisini kurmayı önceler. Sosyal devrim ise, ikinci aşama olarak devreye girer. Devlet ele geçirildikten sonra, işçi sınıfının devletiyle ekonomiye dayalı sosyal/toplumsal dönüşüm sağlanır. Sosyal devrim tamamlandığında işçi devleti sönümlenir.
“Pozitif Devrim” devlet yıkma ve kurma anlayışından farklıdır
Proletarya diktatörlüğünün ikinci aşamada devreye girmesi bu devrim anlayışının bir sonucudur. Şiddet sadece siyasal devrim olan ilk aşamada kullanılmıyor, sosyal devrim aşamasında da devrim karşıtlarını yok etmek ve proletarya diktatörlüğünü tahkim edip toplumda dönüşüm sağlanırken de kullanılıyor. Sınıfsız toplum yaratılana kadar proletarya diktatörlüğü varlığını koruyacaktır. Komünizm aşaması olan sınıfsız toplum proletarya diktatörlüğüyle yaratıldığında devlet sönümlenir.
Pozitif devrim; bu şiddet, devlet yıkma ve devlet kurma anlayışından tamamen farklıdır. Aslında demokratik komünal toplumu hedeflediği ve her türlü devleti aştığı için devrim kavramını toplumsal alana uyarlarken, toplumsal gelişimin başlangıcına dayanmaktadır. Toplumsal gelişimin başlangıcı, insanlık tarihinin en büyük devrimidir. Anacıl topluma dayalı geliştirilen bu devrim komünal toplumdur. Pozitif devrim, kastik katilin ve devamındaki aristokrasinin geliştirdiği iktidar ve devleti hiçbir koşulda esas almaz. Pozitif devrim, komünal toplumun tüm tarihsel değerlerine dayalı demokratik komünal toplumun inşasını esas almaktadır.
Meşru savunma sınırlarında savunma
Pozitif devrim, “revolation” olarak toplumsal doğadaki devrimsel dönüşümün hareketliliğidir. Bu temelde devrimi gerçek anlamına kavuşturur. Devlet şiddetinin demokratik komünal toplumun özgür ifade ve örgütlenmeye dayalı gelişimini engellediği koşullarda meşru savunma sınırlarında savunmayı gözardı etmez. Bu zaten şiddet değildir. Devleti yıkmaya, devlet kurmaya dayanmaz.
Pozitif devrimin diğer bir yönü, siyasal ve sosyal devrim ayrıştırılmasına gitmez. Siyasal, sosyal bir olgu olan toplumsallığın temel niteliğidir. Dolayısıyla politik devrim olarak pozitif devrim zaten doğallığında sosyal, yani toplumsal devrimdir. Devrimi siyasal ve sosyal olarak birbirinden ayırmak, parçalamak politikanın iktidar-devlet ekseninde kılınmasının bir sonucudur. Rêber Apo bu büyük yanılgı ve yanlışı düzelterek politikayı gerçek sahibi olan topluma iade ettiği gibi, devrimi de iktidar ve devletten kurtarıp bütünleştirmiştir.
Pozitif devrim bütünlüklü devrimdir
Bütünlüklü olan pozitif devrim, devrimciliği ve toplumsal dönüşümü devrim öncesi, devrim sırası ve devrim sonrasına ertelemez. Rêber Apo bu devrimci dönüşümü “Özgürlük AN’ı” olarak tanımladı. Devrimcilik ve devrim AN’da gerçekleşir. Rêber Apo, “Pozitif devrimin gerçekleşme zamanı şu AN’dır.” der. Toplumsal dönüşümü demokratik komünal toplum temelinde içinde bulunulduğu AN’da bilinç ve örgütlenmeyle inşa ettiği oranda gerçekleşen devrimdir.
Devrim belirsiz geleceğe, devleti yıkma-devlet kurma sonrasına ertelenmez. Geçmiş komünal değerleri ihmal etmemekle birlikte ne geçmişe ne de geleceğe aittir; AN’da gerçekleşen, geçmiş, şimdi ve geleceğin iç içe inşa edilmesidir. Bu yönüyle bir varış, bitiş noktası yoktur.
AN’da sürekli hareket halinde olan ve dönüşümü gerçekleştiren bir süreçtir. AN’da gerçekleşen devrim olarak pozitif devrimin diğer bir yönünü ise Rêber Apo “inşacı devrim” olarak tanımlamaktadır. Şiddete dayalı negatif devrim yıkarken, şiddete dayalı olmayan pozitif devrim inşacıdır. Bu noktada inşacılığı iyi anlamamız gerekiyor. İnşacı devrimi, demokratik komünalist inşacı gerçekleştirir. Bu da devrimciliğin tanımını belirlemektedir.
Rêber Apo inşacı devrimciyi “demokratik komünalist, demokratik komünal toplumun prototipi, stratejik-taktik hamleci kişilik” olarak tanımlamaktadır. Bu yönüyle amaçta netleşmiş, inşayı AN’da nerede, nasıl, ne kadar gerçekleştireceğini bilendir.
Bu anlamda inşacılık iktidarcılığın-devletçiliğin bağlantılı olarak aileciliğin bittiği yerde başlıyor. İnşacı herhangi bir güç odağından beklenti içinde olmayandır. İzinle, icazetle, imkân verilmesiyle inşa etmez; tersine özgüçle ve özgür iradeyle inşa eder.
Devrimci irade inşa eden iradedir
Bu da inşacının öne çıkmasını gerekli kılıyor. Öte yandan inşa toplumsal katılımla gerçekleştirilen bir olgudur. İnşacı devrim toplumsal bilincin ve örgütlenmenin geliştirilmesiyle gerçekleşir. Bu ikisi de pratikte ortaya çıkar. Toplumsal mühendislikle, tepeden gerçekleştirilmez. Pratikte tüm toplumsal kesimlerin kendi koşullarına, gereksinimlerine ve sorunlarına göre katılımıyla gerçekleştirilir. Bu noktada inşacının stratejik-taktik yaratıcılığı, ustalığı önem kazanır.
Pozitif devrim stratejisi ve devrimi, önce bütün toplumun inşaya hazır hale getirilmesine dayanmaz. Nerede demokratik komünal toplumun AN’da inşa edilme imkânı varsa, orada inşa gerçekleştirilir.
Tek bir kişiyle oluyorsa tek kişiyle, on kişiyle oluyorsa on kişiyle, on evle oluyorsa on evle; bir sokakla oluyorsa bir sokakla, bir mahalleyle oluyorsa bir mahalleyle; bir köyle oluyorsa bir köyle; bir ilçeyle oluyorsa bir ilçeyle; bir il veya bölgeyle oluyorsa bir il-bölgeyle inşa edilir. Bu yöntem aynı zamanda mümkün olandan hareketle dalga dalga yerelden genelleşmenin kendisidir.
Demokratik komünal topluma sıfırdan başlanmıyor
Pozitif devrim yarım yüzyıllık Kürt devriminin mirasına, değerlerine, toplumsal bilinç ve zeminine dayanmaktadır. Yarım yüzyıllık devrimin ortaya çıkarttığı ciddi avantajlar vardır. Eğer bu zemin doğru değerlendirilip pozitif devrim dönüşümüne uyarlanırsa inşacı devrimin gerçekleşme süreci hızlı olur.
Aslında inşacı devrimin bu dinamiği toplumsal kesimin her alanında vardır. Kadın, gençlik, sağlık, eğitim, dil, basın, ekonomi, yerel yönetimler alanında, sivil toplum örgütlenmesi alanında ciddi bir potansiyel, zemin var. Mesele gelip inşacıya dayanmaktadır. İnşacının pratik yeteneği bu yarım yüzyıllık Kürt devrimi zemininde pozitif devrimi gerçekleştirebilir.
Bunun için de alışageldik koşuşturmaya, talep siyasetsizliğine, geçmiş yılların propaganda diline son vermek gerek. Toplumsal bilinç, inşanın nasıl, nerede ve niçin olması gerektiğini bilmek, örgütlenmenin de tüm toplumsal alanları kapsayacak şekilde olması pozitif devrimin gereğidir.
Rêber Apo pozitif devrimi geliştirirken, inşacılığı kendinden hareketle ortaya koymuştur. Tarihî Kürt devrimini geliştirirken, kök hücre olarak kendini demokratik komünal toplumun temeli olarak inşa etmiştir. Bu inşacılığın mümkün olduğunu milyonlarca kişiyi etrafında toplumsallaştırarak göstermiştir. Bundan hareketle “devrimcilik zihniyet yoğunlaşması, iradeleşme, üretken ve disiplinli inşa gücüdür.” demektedir.
Bu anlamıyla pozitif devrim salt Kürt devrimi açısından değil, dünya devrimi ve devrimciliği açısından da yeni süreci, aşamayı ifade etmektedir. Kürt devriminde gerçekleşen pozitif devrim, demokratik toplum sosyalizminin inşasıyla yeni bir yol açmaktadır.
Rêber Apo da, “Gerek demokratik komünalist uygarlıktan geliştirdiğimiz sentezle, gerekse de devletçi uygarlıktan, geçmiş devrimlerden çıkarttığımız dersler sonucu ortaya koyduğumuz pozitif devrimin tarihsel önemi her geçen gün daha fazla anlaşılacaktır. Pozitif devrimle demokratik komünal toplumu inşa edeceğiz. Bu dönüşüm sürecidir. Dönüşüm AN’larında yeni enerji açığa çıkar. Bu enerjiyi açığa çıkarttık ve bunu inşaya dönüştüreceğiz.” demektedir.
İmralı Hapishanesi