Yeni bir yıldönümünü yaşarken, 14 Temmuz Büyük Ölüm Orucu Direniş gerçeğini tüm boyutlarıyla çok daha doğru ve derinlikli bir biçimde anlamak ve özümsemek gerekiyor. Çünkü doğru direniş ruhunu ve zafer çizgisini bu büyük direniş gerçeği gösteriyor. Günlük olarak yaşamın ve mücadelenin yolunu aydınlatıyor.
14 Temmuz 1982 Büyük Ölüm Orucu Direnişi üzerinden tam 44 yıl geçmiş bulunuyor. Ancak dikkat edilirse, anısı bugün gibi taptaze ve etkisi ilk günkünden çok daha güçlü hale gelmiş durumdadır. Peki neden? Çünkü yerinde ve zamanında gösterilmesi gereken tutum, yapılması gereken bir direniş eylemi olmuştur da ondan. Kürt toplumuna dayatılan inkâr ve imhanın nasıl bir felaket olduğunun derin bilincine ulaşmayı ve bu temelde varlık ve özgürlük mücadelesini fedai çizgide geliştirmek gerektiğine tüm benliğiyle inanmayı ifade ediyor. Çünkü faşist-soykırımcı zihniyet ve siyaseti yenilgiye uğratan, Kürt varlığını ve özgürlüğünü garantileyen büyük bir ideolojik zafer eylemi olarak başarıyla gerçekleştirilmiştir. Unutulmamalı ki, Önder Apo bu büyük tarihi eylem için “Zorun başarılması, kusursuz eylem, PKK’nin fedai çizgisinin yaratılması” tanımlamalarını getirmiştir.
Ölümden özgür yaşama kurulan köprü
Önderlik 14 Temmuz Büyük Ölüm Orucu Direnişinin zaferinde somutlaşan büyük zindan direnişi için “Ölümden özgür yaşama sağlam bir köprünün kurulmuş olması” değerlendirmesini yapmıştır. Tüm hareketi ve halkı, söz konusu sağlam köprüden büyük bir güven ile geçerek, özgür yaşama yürümeye çağırmıştır. İşte hareket ve halk olarak, 44 yıldır bu köprüden geçerek özgürlük mücadelesine yürünüyor. 44 yıldır her şeyi kazandıran bu büyük mücadele, 14 Temmuz direniş ruhu ve çizgisinde gerçekleşiyor. 44 yıldır yürütülen özgürlük mücadelesini Mazlumların, Kemallerin, Hayrilerin komutasında bilinçlenerek, örgütlenerek ve yürüyerek gerçekleştiriyor. Çok açık ki, ‘Zindan Direnişi’ diyerek geçmemek gerekiyor. Hele hele ‘14 Temmuz Büyük Ölüm Orucu Direnişi’ diyerek geçmemek, onu doğru ve derinlikli bir biçimde anlayarak, gereklerini bu temelde yerine getirmeye çalışmak büyük önem taşıyor. Unutulmamalı ki, zindan mücadelesi Önder Apo’nun da ifade ettiği gibi, gerçekten de zorun başarıldığı yer oluyor. Kaldı ki, 14 Temmuz Büyük Ölüm Orucu Direnişi sadece karşı tarafa darbe vurmakla kalmamış, Kürt halkının varlık ve özgürlük mücadelesinin zaferini garantilemiş bulunuyor.
İdeolojik zaferin kaynağı
Peki, nasıl oldu da daha işin başındayken, çok sınırlı bir bilinçlenmeye sahipken, TC’nin ‘her şeye hâkimim’ dediği zindanlarında, onu yenilgiye uğratacak, tam bir ideolojik zafer kazanacak bir eylemlilik ortaya çıktı? İşte, her zaman sorulması ve tüm boyutlarıyla anlaşılıp özümsenmeye çalışılması gereken kesinlikle bu sorudur. Bu soruya verilecek doğru ve yeterli cevaplar her türlü faşizme, soykırımcılığa ve gericiliğe karşı mücadele etme azmine, kararlılığına, iradesine ve gücüne ulaştıracak bir içeriğe sahip bulunuyor.
Bu eylemi nasıl yaptılar? Hiç kuşkusuz bunu bilinçle, inançla, iradeyle, sorumluluk duygusuyla yaptılar. Kendilerine hiç kimse emir, talimat vermediği halde, emri özgür yaşam çizgisinden alarak yaptılar. Doğru olanı kendileri buldular, kararlaştırdılar ve hiç kimseden beklemeden uygulayarak sorumluluğunu üstlendiler.
Peki, bunu nasıl başardılar? Çok açık ki “yaşamı uğruna ölecek kadar seven” bir yaşam felsefesine ve iradesine sahip oldukları için başardılar. ‘Apocu harekette zaferi gören’ bir bilince ve inanca sahip oldukları için başardılar. Nitekim 44 yıl geçti, ama bugün hala anısı taptaze olan, zengin dersleriyle günlük olarak yaşamımızın ve mücadelemizin önünü aydınlatan gerçeklik, bu direniş gerçekliği oluyor. Doğru yaşamın, bu direnişi gerçekleştirenlerin yaşamı olduğu ortaya çıkıyor. Aslında gerçek anlamda özgürce yaşayanların Hayriler, Kemaller, Hakiler ve Ali Çiçekler olduğu gerçeği net bir biçimde açığa çıkıyor.
O halde 14 Temmuz Büyük Ölüm Orucu Direniş gerçeğini, tüm boyutlarıyla, zengin derslerini çıkartma temelinde daha derinden anlamak ve özümsemek gerekiyor. Bu tarihi kararı ve büyük kararlılığı tüm boyutlarıyla derinden bilince çıkartmak büyük önem ve anlam taşıyor. Hareket ve Kürt halkı bu tarihi kararı “Ulusal Onur Kararlılığı” olarak tanımladı. Bu kararın ve onun uygulanmasının hareket ve halk olarak bize onur kazandırdığını ifade etti. Sömürgeci-soykırımcı saldırılar altında, her türlü örgütlülüğü dağıtılarak ezilen, teslim olan, asimile olmaya yönelen, dolayısıyla yok olmakla karşı karşıya olan insan ve toplum gerçeğinden çıkarak özgürlük ruhu, bilinci ve iradesiyle donanıp yeni bir insan ve toplumun ortaya çıkmasının, özgür insan ve demokratik toplum olmaya yürümenin başlangıcı olarak ifade etti.
Bütün mücadelelerin yükseldiği çizgi
Unutulmamalı ki, ondan sonra dağda, şehirde, ovada ve zindanda bütün mücadeleler, Zindan Direniş Çizgisi üzerinden yükseldi ve 14 Temmuz Büyük Ölüm Orucu kararlılığı temelinde yürütülerek bugüne kadar geldi. Her türlü gericiliğe karşı darbe vurup bir bölgesel ve küresel özgürlük hareketi haline gelme gücü ve iradesi kazandı. İşte 14 Temmuz direniş gerçeği ve onun 44 yılda ortaya çıkardığı gelişme düzeyi ve kazanımlar bu çerçevededir. O halde demek ki, doğru bir yol ve çizgide mücadele edilirse kesinlikle aşılmayacak engel ve kazanılamayacak başarı yoktur. Yeter ki doğru anlaşılsın ve yaratıcı uygulanabilsin. Doğru anlayıp yaratıcı tarz ve üslupla pratiğe yönelen militanın kazanamayacağı zafer kesinlikle yoktur. Bunun en büyük kanıtı 1982’de zafer kazanmış 14 Temmuz Büyük Ölüm Orucu gerçeğidir.
Bugün 14 Temmuz çizgisinde mücadele eden bir hareket ve halk gerçekliği var. Bu büyük direnişin yeni yıldönümü yaşanıyor. O halde söz konusu direniş gerçeklerini doğru anlamak, bu direniş çizgisine doğru ve yeterli düzeyde katılmak gibi bir görevle karşı karşıya bulunmaktayız. Her şeyden önce çok iyi bilinmelidir ki, 14 Temmuz direnişçiliği büyük bir kararlılığı, cesareti ve fedakârlığı ifade ediyor. Bunu da özgür yaşama ve Önderlik çizgisine bağlılıkla kazanıyorlar. Bu temelde gerçekleşen direniş en derin özeleştirel sorgulamanın sonucunda ortaya çıkıyor. O halde her şeyden önce bu direniş çizgisinin tarih karşısında, özgür yaşam karşısında, hareket ve halk karşısında ve en somut olarak da Önderlik çizgisi karşısında derin bir özeleştirel sorgulamayı gerektirdiği bilinmelidir. Yeni bir yıldönümünü yaşarken bu büyük direnişe ulaşmanın yolu, benzer bir özeleştirel sorgulamayı yaşamaktan geçiyor.
Geriye kalan, bu gerçekliği doğru ve derinlikli görmektir. Özeleştirel bir sorgulamayla, sınıf ve cins mücadelesini, ideolojik-örgütsel çizgi mücadelesini derinliğine geliştirmektir. Her türlü zorluğu yenip engeli aşacak, her ortamda başarı ve zafer kazanacak bir devrimci militanın bu temelde ortaya çıkacağı net bir biçimde anlaşılıyor. Direniş ve Önderlik çizgisiyle çelişen ve ters düşen tüm yanları, en küçük bir gerekçelendirmeye meydan vermeden açığa çıkartarak, güçlü bir irade ve kararlılıkla onları aşmayı, 14 Temmuz direniş ruhu ve zafer çizgisiyle her bakımdan bütünleşen militanlar haline gelmeyi başarmak önemli olmaktadır.
Bugün Kürdistan halkının Özgürlük Devrimi’ne kalkışı, yürüyüşü, katılımı, bu konuda ortaya çıkardığı cesaret, fedakârlık ve fedaileşen halk gerçekliği tarihin hiçbir döneminde benzeri bulunmayan bir gerçeklik konumundadır. Tabii bir de halkın bu duruşuna ve tutumuna dayanmak, bu gerçekliği doğru anlamaya çalışmak, bu gerçekliğin isteklerini ve beklentilerini, hatta öncülük görevlerini başarıyla yerine getirmek esastır. Söz konusu halk gerçekliğinin beklenti ve emirlerinin ancak bu biçimde yerine getirilebileceği açıktır.
Bu bakımdan herkese görev ve sorumluluk düşmektedir. Her alanda yürütülecek mücadeleler değerlidir. Kadın ve gençlik hareketinin mücadelesi, demokratik eylemlilik ve kültürel etkinlikler de değerlidir. Kim nerede ne yapabiliyorsa, herkes olduğu her yerde her yöntemle mücadele etmelidir.
Komünal yaşam, kolektif çalışma, kesintisiz duruş
Yani amaçlar doğrultusunda kendimizi terbiye etmemiz, bilinçlendirmemiz, disiplinli ve örgütlü hale getirmemiz gerekir. Bu bakımdan başarı ve zaferin; komünal yaşam ile kolektif çalışma çizgisini esas alarak, her yerde, yaşamın ve mücadelenin her anında, 24 saat kesintisiz bir duruşla gerçekleşeceğini bilmek gerekir. Kemal Pir çizgisi budur. 14 Temmuz Direniş Çizgisi böyle ortaya çıkmıştır. Dört kişiyle sadece tarihin en büyük zaferini kazanmadılar; bütün özgürlük değerleri ve özgürlük amaçları burada somutlaştı.
Bu bakımdan görevler büyümüş, mücadele alanları çoğalmış, başarı vazgeçilmez bir hedef haline gelmiş bulunuyor. İşte 14 Temmuz çizgisi bunu ifade ediyor. Eğer gerçekten 14 Temmuz çizgisinde halklaşılırsa, demokratik uluslaşılırsa; bu temelde komünal ve kolektif yaşam ortaya çıkartılıp geliştirilirse, bu özgürlük mücadelesini alt edecek hiçbir güç olamaz. Bu biçimde kolektifleşmiş, komünal yaşamda bütünleşmiş, fedaileşmiş bir öncülüğün başaramayacağı hiçbir görev kesinlikle söz konusu olamaz. Bu bakımdan görevler büyümüş ve ağırlaşmış olabilir ama imkân ve fırsatların da arttığını, bilincin ve tecrübelerin zenginleştiğini ve gelişip güçlendiğini bilmek gerekiyor. Dolayısıyla Apocu çizgide, 14 Temmuz çizgisinde yapılamayacak hiçbir görevin, başarılamayacak hiçbir şeyin olamayacağına yürekten inanmak gerekiyor.
Bunun için Önderlik ve Şehitler çizgisinde özeleştirel yaklaşım gösterilmesi elzemdir. Önder Apo “Özgür kişilik, örgütlü kişiliktir.” dedi. Bilinci ve iradesiyle yaşamına yön veren kişiliktir. O halde bilinç ve iradeyi bu temelde geliştirmek gerekiyor. Bilinenleri, anlaşıldığı kadarıyla yerinde ve zamanında etkili bir biçimde hayata geçiren güç olunmalıdır. Bu konuda bireysel becerileri örgütlü bütüne katarak ve en güçlü bir örgütlülüğe kavuşturarak gücü arttırmak gerekiyor.
Bugünün önemli ve kritik görevlerini yerinde ve zamanında başarıyla yerine getirebilmek için, işte Özgürlük Mücadelesi tarihinin derslerinden öğrenmeyi bilmek gerekir. Açıkça görülüyor ki, özgürlük mücadelesi tarihi gerçekten de büyük ve önemli derslerle doludur. Görevleri başarmada da en büyük güç kaynağı işte bu tarihi dersler olmaktadır.
Bu temelde, şehadetlerinin yıl dönümünde bir kez daha Hayri, Kemal, Akif ve Ali yoldaşları saygı, sevgi ve minnetle anıyoruz.