data-nosnippet

Kürt kadınları olarak “xwebûn” olmayı öğrenmemiz Rêber APO sayesinde gerçekleşti. Yaşamın anlamlı ve güzel olabilmesi Önderliğimizle tanıştıkça gelişti ve büyüdü. Özgürlük adımlarımızı büyüttükçe kadın özgürleşmesinin evrensel boyutları anlaşıldı. İnsanlık tarihine kadın eksenli bir bakış açısı ile bakmamız devlet ve iktidar aygıtlarının, hegemonik erkek şekillenmesinin derinlikli anlaşılmasına yol açtı.

Bilinmektedir, bugün öyle bir dünyada yaşıyoruz ki insanlık toplumsal değerlerden, kendi doğal kültüründen, coğrafyasından uzaklaştırılıyor. Devlet ve iktidarlar insanlığı kendi emeğine, kültürüne, tarihine yabancı kılıyor. Bireyci, tüketici, maneviyattan uzak bir insanlık gerçeği söz konusudur. Kendi kendine yabancılık, kendi köklerinden koparılma, uzaklaştırılma, başkalaştırılma zor ya da ideolojik propaganda ile olsun adeta bir özgürlük seçeneği gibi insanlara sunulmaktadır. Dolayısı ile günümüz dünyasında çok sahte, yapay, ilkesiz, edilgen, pasif, inisiyatifsiz bir kişilik yapılanması giderek yaygınlaşıyor. Buna karşı koyabilmek için çok ciddi bir iradi çıkış ile derinlikli bir hakikat savaşı yürütmek şarttır. Devrimcilik ve hakikate ulaşma ise “xwebûn” olma mücadelesidir. 

Devrimcilik Aynı Zamanda “Xwebûn” Olmaktır

Hakikat savaşımı ve kendi olma mücadelesi devrimci saflarda, bireylerde güçlü gelişmedikçe burada kişilik, düzen kişiliği sınırında kalmaya mahkûmdur. Hakikat savaşından uzak bir devrimcilik olamaz. Olursa da böylesi bir devrimcilik de son derece sahte, yüzeysel, şekilci, kalıpçı, özden uzak, etkisiz bir devrimciliktir. Daha doğrusu devrimci saflara düzen kişiliğini ve bunun türevlerini taşımadır.

Bu bağlamda devrimci partilerin en temel görevlerinden biri de tüm üyelerini hakikat temelinde eğitmesi ve donatmasıdır. Dolayısı ile “xwebûn” olmak şimdi en acil devrimci görevler arasındadır. Çünkü kendisi olamayan bir kişilik hiçbir devrimci çalışmayı sağlıklı yerine getiremez. Devrimcilik aynı zamanda “xwebûn” olmaktır, hakikate ermek ve insanlık özüne dönüş yapmaktır. “Xwebûn” olabilmek ancak kadın özgürlük mücadelesinin derinlikli ve radikal temelde yürütülmesi ile gelişebilir.

Kadın hakikati anlaşılmadan yaşamın hakikati anlaşılamaz. Önderliğimiz direnen ve özgürlük savaşımını yürüten kadın yaşamlarını, kadın tarihini ortaya çıkararak yaşamın hakikatini gün yüzüne çıkardı.

Bilindiği gibi, kadınlar insanlığın toplumsallaşmasında belirleyici rol oynadı. Toplumsallık geliştikçe insan, hayvanlar âleminden farkını koyabildi. Toplumsallık insanların ortak düşünce, duygu ve emeğine dayanıyordu. Kadın hakikati ve kültürü ise böylesi bir toplumsallığa dayanıyordu. Bu kültür de adalete, paylaşıma, emeğe, sevgiye, barışa, demokrasiye, doğaya saygıya, özgürlüğe, farklılıkların dikkate alınması temelinde eşitliğe dayanıyordu. Kapsayıcı ve bütünleştiriciydi. İnsanlık binlerce yıl bu özgürlükçü, kadın eksenli kültürü özümseyerek yaşamını sürdürdü. Yazılı tarih öncesinde kadın kültürü toplumsallığın özüydü.

Dolayısıyla toplumsal yaşamın yaratıcılığına öncülük eden kadınlar, kadın eksenli toplumlar köleliğe, eşitsizliğe, adaletsizliğe karşı her zaman direnmişlerdir. Buna karşılık erkek egemen sistem sahipleri, kadın direnişlerini ya görmezden gelmiş ya saptırmış ya da yok etmiştir. Bu yüzden insanlık tarihinde kadınların direniş temelinde varoluş mücadeleleri erkek egemen bakış açısı ve politikaları nedeniyle çok sınırlı bir şekilde gün yüzüne çıkarılabilmiştir.

Tarihi Doğru Anlamanın ve Çözümlemenin Etkisi

Önderliğimizin “xwebûn” olma mücadelesinde tarihi doğru anlama ve kavramanın belirleyici bir etkisi vardır. Tarih derinlikli anlaşılıp, çözümlenmedi mi toplumun da bireylerin de durumu anlaşılamaz.

Geçmişini ve bugününü doğru ve yeterli değerlendiremeyenler geleceği doğru şekillendiremezler. Bu anlamda Önderliğimizin tarihsel bakış açısı bütünlüklü ve objektiftir. Önderliğimiz tarihi; sosyoloji, felsefe, psikoloji, coğrafya ile birleşik bir biçimde değerlendirmiştir. Sosyal bilimlerin bütünlüklü değerlendirilişi ve yorumu ile birlikte toplum içinde kadınların rol ve misyonları ancak anlaşılabilmiştir.

Dünya devrimlerine bugünden bakılıp değerlendirildiğinde şunu çok net bir şekilde görmekteyiz: Bütün devrimsel çıkışlar, sosyal hareketler, din ve mezhepler egemenlikli iktidarlara karşı direndiklerinde, kadınların özgürlük arayışlarını ve mücadelelerini çok büyük bir güç kaynağı olarak görmüşlerdir. Ancak sonraki süreçlerde kadınların bu özgürlük arayışlarına cevap olmaya ve kadınların yaşam içindeki statülerini eşit kılmaya sıra gelince buna hiçbir biçimde yanaşmak istememişlerdir. Kadınlar, devrimler gerçekleştikten sonra devrim öncesi konumlarına geri dönmek zorunda kalmışlardır. Bir yönüyle, tüm özgürlük mücadelelerine büyük tutku, inat ve direnişle katılan kadınlar sonrasında hayal kırıklıklarına uğramaktan kurtulamamışlardır.

Her devrim sonrası yaşanan hayal kırıklıkları özünde köleliklerin, egemenliklerin derinleşmesine sebep olur ve bu durum kendisinden sonra gelen devrimlere aktarılır. Yani devrimlerin çevreye etkisi ve yayılması sorunları ile birlikte olur. Dolayısı ile her devrim hareketinin kendisinden önce yaşanmış olan devrimlerin eksikliklerini iyi değerlendirmesi ve bu eksiklikleri tekrarlamaması gerekir.

Yeni Yaşam Umudu ve Devrimci Kişilik Dönüşümü

Kadınlar ve Önderlik ilişkisi tarihseldir ve çok boyutludur. Bu yoldaşlık ilişkisinde bilinç, toprağa bağlılık, maneviyat, ruhsal birlik, birbirine sonsuz güven, sevgi, birbirini güçlendirme ve özgürlük vardır. Önderlik sevgisi büyüten, geliştiren sevgidir. Önderliğe bağlılık ülkeye, değerlere, yoldaşlara bağlılıktır. Önderlik ve kadınlar ilişkisi “xwebûn” olma ilişkisidir. Kapitalist modernist sistemin bitirici yaşam modeline karşı yeni, özgürlükçü bir ilişki tarzının yaratılmasıdır.

İnsanlık tarihinde ilk kez bir devrim önderi kadınların özgürlüğünü stratejik bir bakış açısı ile ele alıp bunu pratikleştirmeye çalışmıştır. Devrimler insanların hayallerine, yeni yaşam umutlarına cevap olabildikleri, özgür yaşam ve yeni insan modelini yaratabildikleri oranda hakiki devrim olabilirler. Önderliğimiz PKK’nin ilk çıkışında bunu fark etmiştir. PKK içinde özgür ve yeni insan yaratımına, özgür kadın ve erkeklerin oluşumuna ekmek ve su kadar önem vermiştir. Dikkat edilirse PKK içinde sınıf ve cins mücadelesi temelinde kapitalist modernist yaşam eleştirisi oldukça derinlikli ve keskin yapılmıştır. Bu keskinlik Önderliğimizin çözümlemelerinin derinliğinde, yanlışlıkların büyük titizlik ve sabırla ortaya çıkarılmasında ve aşılmasında ve bu temelde kişinin devrimci yaşama sürekli yeniden katılması ile bağlantılı bir şekilde geliştirilmiştir. Dikkatle incelendiğinde görülür ki hiçbir devrimde kişiliklerin değişim ve dönüşümü için bu denli olağanüstü bir çaba harcanmamıştır. Derinlemesine sömürgeleştirilmiş bir halk olan Kürdistan halkının ve kadınlarının kişilikleri ile yaşam ve özgürlük düzeyleri bu denli kapsamlı ve derinlikli bir biçimde ele alınıp eleştirilmeseydi, şimdiki düzeye asla ulaşılamazdı.

Diğer yandan, mücadelemizde kişiliği dönüştürme ve yenilenme süreçleri çoğu zaman sarsıcı, sancılı ve zorlanmalarla birlikte gelişmiştir. Kişilik dönüşümü; anlam gücünü yükseltme, ikna olma ve emek sürecini yaşama ile birlikte gelişmiştir. Yeni ve özgür kişiliğin oluşum nüveleri Önderliğimizin olağanüstü çabaları temelinde gelişebilmiştir.

Egemen Erkek ve Köle Kadın Kişiliğinin Çözümlenmesi

Önderliğimiz, genel çözümlemelerin yanında kadınların özgün çözümlemelerini geliştirerek kadın özgürlük mücadelesine en büyük katkıyı yapmıştır. Devrimci mücadelenin başarısının altında yatan temel olgu kişilik çözümlemeleridir. Önderliğimizin öncelikle kendisinden başlattığı bu çözümlemeler giderek tüm kadro yapısına, halkımıza ve insanlığa taşırılmıştır. Özgürlük saflarında egemen erkek ve köle kadın kişilikleri çözümlenerek devrimci mücadelenin sürekliliği ve başarısı sağlanabilmiştir. Halkımızın ve insanlığın kördüğüm olmuş çelişkilerini; kadın-erkek ilişkisinde, evlilik olayında, kadının sömürgeleştirilmiş statüsünde çözümlemiştir.  Önderliğimiz, halkımızın özgürleşmesini kadın özgürlük mücadelesinin büyümesinde ve başarısında görmüştür.

Kürt kadınlarının şahsında çözümlenen sorunlar ve çelişkiler tüm dünya kadınlarının ve insanlığın yaşadığı sistemsel çelişkilerin bir parçası olarak ele alınmıştır. Kadını köleleştiren eril egemenlikli sistem kapsamlı değerlendirilmiştir. Kapitalist modernist sistemin kadın köleliği temelinde yarattığı yaşam modelinin çözümlenmesi ise mücadelemizin en radikal özünü teşkil etmektedir.

Kadınların “xwebûn” olma mücadelesi kapsamlı ve bütünlüklüdür. Bu mücadelede ulusal, sınıfsal, ekolojik sorunlar başta olmak üzere tüm insanlık sorunları iç içe ele alınmakta ve bütünlüklü bir bakış açısı temelinde çözüm geliştirilmeye çalışılmaktadır.  Sonuçta verili sistem yaşamından radikal bir kopuş ve yeniden inşa temelinde bir doğuş gerçekleşmektedir.

Bu bağlamda bir kez daha değerlendirecek olursak, Kürt kadınlarında “xwebûn” olma süreci Önderliğimizin mücadelesi ile başlamıştır. Önderliğimizin kendi şahsında çözümlediği hususlar kadınların, halkımızın ve halklarımızın özgürlük mücadelesi için attığı adımlara dönüşmüştür. Önderliğimizin en temel özelliği, sorunları tarihsel ve toplumsal bağlamda derinlikli ve net görüp, çözümleri de sürekli çevresine, arkadaş yapısına, halkımıza ve insanlığa mal etmesidir. Doğrulara saygı göstermek, doğruları uygulamak ile mümkündür. Yine doğruları tüm kadınlara, halklara taşırabilmek de temel bir özgürlük görevidir.

Dünya devrimlerinde kadınlar, halklar az emek harcamadı. Çok görkemli fedakârlıklar yapıldı. Ancak özgür kadına dayalı bir yaşam geliştirilemedi. Devlet ve iktidar aygıtları, hegemonik erkeklik, evlilik kurumu, milliyetçilik, cinsiyetçilik, dincilik, bilimcilik yeterince eleştirilmedi. Dolayısıyla da demokratik, ekolojik ve özgürlükçü alternatif bir sistem yaratılamadı. Reel sosyalizm örneğinde de özgür birey ve özgür toplum hakikati geliştirilemedi. Bireysel özgürlük arayışları ideolojik, örgütlü bir mücadeleye dönüştürülemedi. Bütünlüklü stratejik bakış açısını geliştiren ve buna dayalı olarak yoldaşlık ilişkilerinin güçlü oluşumuna dayanan kolektif ve demokratik tarz geliştirilemedi. Demokratik bir sistem yaratılamadığından kalıcılık ve süreklilik de sağlanamadı.

Özgürlük Felsefesi ve Özgün-Özerk Örgütlenme

Sonuç olarak Kadın özgürleşme tarihimizde “xwebûn” olmaya doğru giden yolculuğumuz, Önderliğimizin özgürlük felsefesi temelinde geliştirdiği kişilik çözümlemeleri ile örgütlenmeye verdiği büyük önem sayesinde gelişebilmiştir. Kadınların özgün ve özerk bir temelde örgütlenmesi ve bu ilkenin vazgeçilmez temel bir ilke olarak ele alınması da devrimler tarihinde bir ilktir.

Önderliğimiz, kadınların kendilerini tanıyabilecekleri; kendi bilinç, irade ve öz güçlerini ortaya koyabilecekleri; kendi kararlarını kendilerinin verebilecekleri bu özgün ve özerk örgütlenmeleri çok stratejik ele almıştır.

Kadın Özgürlük Çizgisi ve Kadın Kurtuluş İdeolojisi temelinde gelişen özgün-özerk örgütlenmeler, kadınların kendini tanımasında ve potansiyellerinin ortaya çıkmasında çok ciddi bir rol oynamıştır. Kadınların özgün, özerk örgütlenmeleri özgürleşmenin stratejik araçlarıdır. Dikkat edilirse erkek egemen toplum, yaşamın tüm alanlarında kadın köleliğini inşa edecek temelde kendisini en ince ayrıntılara kadar örgütlemiştir. Binlerce yıllık egemen erkek zihniyeti ve bakış açısı ile şekillenmiş yaşam içerisinde kadınlar, son derece güçten düşürülmüş ve iradesiz kılınmış, yok hükmünde sayılarak yaşam içinde bir nesne olarak ele alınmıştır. Köle kadın, erkek egemenlikli yaşamın oluşturulması ve geliştirilmesinde en etkili ve aktif kullanılan bir araç olmuştur. Bu bağlamda kadın, kendi yaşamı üzerinde hiçbir şekilde bir söz hakkına sahip olamamıştır. Kadın tamamıyla kendisi olmaktan çıkarılmış ve üzerinde her türlü kararı erkeklerin aldığı gölge bir kişilik haline getirilmiştir. Tabi ki esas olarak da, kadın şahsında erkekler ve tüm toplum kendisi olmaktan çıkarılmıştır.

Bu sebeple Önderliğimizin önümüze koyduğu özgün eğitimler ve özgün-özerk örgütlenmeler Kürdistan devriminin stratejik olarak ele aldığı hususlardır. Kürdistan devrimi kadın devrimi ile iç içe gelişmek ve büyümek zorundadır. Kadın devrimini, kadın özgürlük çizgisini dışlayan, benimsemeyen bir Kürdistan devrimi kesinlikle yenilgiye, sistem ile benzeşmeye ve verili sisteme teslim olmaya mahkûmdur. Bu nedenle Önderliğimiz, kadınların özgürlük problemini sınıfların ve halkların özgürlüğünden önce ele alarak özgür, demokratik, eşitlikçi yaşamı örgütlemeye ve kurumsallaştırmaya çalışmıştır.