data-nosnippet

Yeni bir 18 Mayıs Şehitler Günü’nü ve Mayıs Şehitler Ayı’nı yaşıyoruz. Haki Karer yoldaşın 18 Mayıs 1977 günü Antep’te katledilişi üzerinden tam 49 yıl geçmiş bulunuyor. Geçen bu 49 yıl boyunca, Önder Apo’nun “Benim gizli ruhum gibiydi” dediği Haki Karer yoldaşın komutasında yaşanıyor ve mücadele ediliyor.

18 Mayıs’ın nasıl Şehitler Günü, mayıs ayının da nasıl Şehitler Ayı haline geldiğini çok iyi anlamak ve bunun derin bilincine ulaşmak, bunun için de öncelikle 18 Mayıs 1977 günü Haki Karer yoldaşın Antep’teki şehadetini doğru ve derinlikli anlamak büyük önem taşıyor.

1970’lerin başında Türkiye’de gerçekten de çok büyük bir devrimci gelişme oldu, tarihi önemde bir demokratik devrim yaşandı. Yine Güney Kürdistan’da da KDP Hareketi gelişiminin doruğunda seyrediyordu. Fakat bütün bu gelişmelerin sonucu ne oldu? Çok açık ki, 1975 Cezayir Anlaşmasıyla KDP Hareketi tarihi bir yenilgi yaşadı. Türkiye devrimci-demokratik hareketi ise 12 Mart 1971 faşist-askeri darbesinin geliştirdiği saldırılar karşısında önderlerinin katledilmesi sonucunda çok ağır bir darbe yemiş oldu. 30 Mart 1972 günü Kızıldere’de Mahir Çayan ve arkadaşlarının katledilmesi ardından 6 Mayıs 1972 günü Deniz Gezmiş ve arkadaşları idam edilirken, 18 Mayıs 1973 günü de İbrahim Kaypakkaya Diyarbakır’da işkencede katledildi. Böylece Mayıs ayı Türkiye devrimci önderlerinin şehadet ayı haline geldi.

Dikkat edilirse, Türkiye cephesinde önemli bir direniş yaşanmış ve belli bir miras ortaya çıkmış olsa da önderlerin katledilmesi karamsarlık yaratmıştı. Böylesi ağır belirsizlikler ortamında Önder Apo yaşanan pratiklerin özeleştirel derslerini de çıkartarak yeni bir yol bulmaya ve doğru çizgiyi geliştirmeye çalışmıştır. Ancak bu da henüz söz olmaktan öteye geçememiştir. Haki Karer yoldaşın 18 Mayıs 1977 günü Antep’te planlı bir düşman saldırısıyla katledilmesi işte böyle bir ortamda gerçekleşti.

Şehadet mücadelenin zafer gerçeği ve garantisidir

Elbette bu şehadet bir tesadüf değil tersine planlı bir saldırı niteliğini taşıyordu. Haki Karer’den korkulmuş ve düşman tarafından bilinçli seçilmişti. Çünkü Önder Apo’ya “Gizli ruhu olacak düzeyde” bir katılım gerçekleştirmişti. Çünkü Önder Apo’nun sözlerinde zaferi görecek kadar derin bir bilince ve öngörüye sahip olmuştu. Dikkat edilirse maddi hiçbir dayanağın olmadığı, tersine bu alanın tümüyle olumsuzluk içerdiği bir ortamda sadece devrimci bilinç ve inanca dayalı olarak gerçekleşen bir devrimcilik ve bu temeldeki şehadet söz konusudur. PKK’nin temeli işte böyle bir devrimcilikle atılmış ve Önder Apo gerçeğine katılım daha baştan Haki Karer katılımı biçiminde somutlaşmıştır. 18 Mayıs’ı Şehitler Günü yapan gerçeklik işte budur.

Bu hakikat o kadar güçlüdür ki, daha sonra da kendi hükmünü icra etmiş ve kendi yürüyüşünü kahramanlık çizgisinde derinleşerek günümüze kadar getirmiştir. Bu tarihi özgürlük yürüyüşü bir şehitler zincirinin halkaları biçiminde gelişmiş, şehitler kervanı yenilmez bir Şehitler Ordusu ortaya çıkarmıştır. Mayıs ayının her günü onlarca şehadetin yaşandığı günler haline gelirken aslında yılın 365 günü de benzer bir nitelik kazanmıştır.

Haki Karer yoldaşın şehadetinin daha birinci yıldönümü yaşanırken, 19 Mayıs 1978’de Hilvan’da Halil Çavgun yoldaş katledilmiş; beşinci yıldönümünde ise Diyarbakır zindanında Ferhat Kurtay ve arkadaşları şehit düşmüştür. Kuşkusuz 18 Mayıs 1977 katliamını değerlendirirken, bunu 1 Mayıs 1977 Taksim katliamından kopuk ele almamak gerekir. O katliam ki, 12 Mart faşist saldırganlığının gerçekleştirdiği devrimci önderlerin katliamının bir devamı ve yeni bir aşaması niteliğindedir.

Kuşkusuz Mayıs ayı şehitlerimizi burada tek tek sıralamak zordur. Fakat her gününde onlarca şehidimizin olduğunu bilmek ve Mayıs ayının her gününü bu temelde yaşamak şarttır. Örneğin 1 Mayıs 1982 günü Beyrut’ta şehit düşen Abdulkadir Çubukçu’yu, 1 Mayıs 1985’te Şirvan’da şehit düşen Ramazan Kaplan ve arkadaşlarını, 1 Mayıs 1988 günü Mardin’de şehit düşen M. Emin Aslan’ı da 1 Mayıs Şehitleri olarak her zaman anmak gerekir. 2 Mayıs 1983 günü Kandil’de şehit düşen PKK kurucularından ve Hilvan-Siverek direnişlerinin komutanı Mehmet Karasungur ile İbrahim Bilgin yoldaşları, yine 2 Mayıs 2016 günü Amed’te şehit düşen Azat Siser ve Çektar Amed yoldaşları her zaman anmak ve doğru anlamak lazımdır.

Yine 9 Mayıs 2010 günü İran’da idam edilen Şirin Elemhuli ve arkadaşlarını, 11 Mayıs 1992 günü Tatvan’da şehit düşen Hozan Mizgin Yoldaşı, 16 Mayıs 1997 Hewlêr katliamı şehitlerini, 25 Mayıs 2012’nin büyük fedaileri Eriş ve Andok yoldaşları, 27 Mayıs 2020’de şehit düşen Merkez Komite üyesi Kasım Engin yoldaşı ve burada adlarını ifade edemediğimiz onlarca yoldaşı hiçbir zaman unutmamak ve her zaman saygı, sevgi ve minnetle anmak gerekir. Demek ki Mayıs ayına boşuna Şehitler Ayı denmemiştir. Her gününde tarihin en anlamlı şehadetleri yaşanmıştır. İşte bunların bilinciyle Mayıs ayını ele almak ve her gününü kahraman şehitlerimizi anma, şehitler çizgisinde özeleştiri verme ve şehitlerin izinde yürüme günü olarak yaşamak gerekir.

Şehadet bir davanın doğruluğunun ve dönülmezliğinin kanıtı ve bir mücadelenin zafer gerçeği ve garantisidir. Böyle bir kanıta ve garantiye sahip olmayan davalar fazla etkileyici olamazlar ve dolayısıyla yayılıp zafere yürüyemezler. Uzun vadeli olamayıp kalıcı etkide bulunamazlar. Nitekim PKK daha ilk adımından itibaren şehadet çizgisinde yürüyen bir hareket olmuş ve tüm kalıcı gelişmeleri büyük şehitler vererek yaratmıştır. Şöyle bir geriye dönüp yarım asırlık Önderlik yürüyüşüne bakıldığında en canlı yaşayanın, hep kalıcı olanın, tüm gelişmeleri yaratanın, sürekli eğiten, örgütleyen, birleştiren ve eyleme geçirenin şehitler gerçeği olduğu rahatlıkla görülebilir. Nitekim bu gerçeği en derin bir biçimde Önder Apo görmüş ve herkesin anlayacağı bir dille de sürekli ifade etmiştir. PKK’de Önderliksel gelişmenin özünde bir şehitler gerçeği olduğunu her zaman vurgulamış ve kendisinin de şehitlerin sözcülüğünü yaptığını belirtmiştir. Söz konusu görevi de yarım asırdır başarıyla yaptığı açık bir gerçektir. Nitekim yaratılan gelişmeler bunun açık bir kanıtı durumundadır. Önderliksel doğuşun Türkiye halklarının devrimci önderleri Mahir Çayan, Deniz Gezmiş ve İbrahim Kaypakkaya’nın anısına doğru sahip çıkma ve amaçlarını başarma temelinde olduğu tartışma götürmez bir gerçektir. Dolayısıyla Önderliksel doğuşta şehitler gerçeği temel belirleyici bir etkendir.

Devrimci ve yurtsever yaşam şehitlerin kendileridir

Önder Apo onlarca kez ifade etmiştir. “Şehitler PKK’lidir” diyerek, “PKK’nin bir şehitler partisi olduğunu” belirtmiştir. Kahraman şehitlerimizin PKK ve PAJK biçiminde yaşadığını söylemiştir. Gerçek partileşme çizgisinin şehitler gerçeğini doğru anlama ve uygulama olduğunu dile getirmiştir. Nitekim parti ve özgürlük mücadelemizin hiçbir tarihi adımı yoktur ki şehitler temelinde kazanılmamış olsun.

Şöyle geri dönüp tarihsel gelişme sürecine bakıldığında bu gerçekliği net bir biçimde görmek mümkündür. Nitekim Önderliksel doğuş ve ideolojik grup şekillenmesi Türkiye devrimci önderlerinin anısına sahip çıkma temelinde gerçekleşmiştir. PKK olmaya adım atma ve devrimci intikam mücadelesine yönelme Haki Karer yoldaşın anısına sahip çıkma temelinde olmuştur. Büyük zindan direnişinin tamamen şehitler gerçeğini doğru anlama ve anılarına doğru sahip çıkma temelinde gerçekleştiği açıktır. Nitekim Mazlum Doğan yoldaşın tarihi Newroz Direnişinin Kürtlerin ve tüm ezilenlerin yürüttükleri özgürlük mücadelesine sahip çıkma ve bu soylu mücadelenin kahraman şehitlerinin anısını yaşatma temelinde gerçekleşmiş olduğu tartışma götürmezdir. Yine Dörtlerin direnişinin Haki Karer yoldaşla bağı zamanlama açısından bile sabittir. Daha sonraki tarihsel gelişmenin de bu temelde gerçekleştiği ortadadır. Nitekim şanlı 15 Ağustos 1984 Gerilla Atılımına yürüyüş tamamen şehitlerin anılarına sahip çıkma ve zindan direniş çizgisini sürdürme temelinde olmuştur. Daha sonra da peş peşe her şehadet partiyi ve halkı daha çok eğitmiş ve örgütlemiş, kin ve öfkeyi daha çok büyütmüş, cesaret ve fedakârlığı daha fazla geliştirmiştir. Yenilmez parti öncülüğü, zafere yürüyen gerilla direnişi ve özgürlüğe tutkun halk gerçeği bu temelde ortaya çıkmıştır. Özgürlük mücadelesini dönülmez kılan ve zafere kilitleyen şehitler gerçeği olmuştur. Çok açık ki bizi bugünlere getiren, eğiten, örgütleyen, birleştiren, cesur ve fedakâr kılan, her türlü zorluğa ve engele karşı yürüten gerçeklik, Önderlik ve Şehitler gerçeğidir. Yoksa Önder Apo’nun, özgürlük hareketinin hatta Kürt halkının başka ne gücü vardır ki, tüm dünya gericiliğinin birlikte yönelttiği saldırılara karşı direnebilsin! Açık ki tek gücü şehitler gerçeğidir. Bu büyük hakikatin yarattığı bilinç, verdiği cesaret ve fedakârlık, ortaya çıkardığı örgütlülük ve birliktir.

O halde yeni bir Şehitler Günü’nü ve Şehitler Ayı’nı yaşarken bu gerçeklerin bilincine daha fazla varmak önemli olmaktadır. Önderlik ve şehitler çizgisinde doğru yürüdüğümüzde her türlü görevi başardığımız açıktır. Bunun için her zaman Önderlik ve şehitler çizgisinde doğru yürümeyi esas almak lazım. Çünkü doğru devrimci ve yurtsever yaşam şehitlerin kendileridir, geçmişimiz, bugünümüz ve geleceğimizdir. Ancak bu gerçekliği doğru ve tam özümsediğimizde hakikate ulaşacağız ve doğru yolda başarıyla yürümeyi bileceğiz. Önderlik gerçeğine doğru katılmanın ve Önderlik çizgisini başarıyla uygulamanın tek yolu budur.

Bu nedenle, şehitler hakikatine doğru ve tam ulaşmamız şarttır. Bu da Önderlik gerçeğini doğru anlamak ve başarıyla uygulamak demektir. İşte Şehitler Günü ve Şehitler Ayı bizlere bu gerçekleri daha çok düşündüren ve tartıştıran, bu temelde hata ve eksikliklerimizi gidererek her bakımdan kendimizi yenilememizi sağlayan gelişmelerin vesilesidir. Şehitler Günü ve Ayını bu temelde ele alıp değerlendirmek gerekir. En büyük güç kaynağımız olan Şehitlerden öğrenmeyi böyle sağlar ve kendimizi bu temelde yenileyip güçlendiririz. Şehitler Ayını bu temelde özgürlük mücadelemizin daha çok güçlendiği ve yeni devrimci çıkışların yapıldığı bir süreç haline getiririz.

Bunlar temelinde, ilk büyük şehidimiz Haki Karer yoldaşı ve şahsında tüm özgürlük şehitlerimizi saygı, sevgi ve minnetle bir kez daha anıyoruz.